27 Ocak 2010 Çarşamba

I. DÖNEM ERTELENEN FİNAL SINAV PROGRAMI


İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ
MALİYE BÖLÜMÜ
2009 – 2010 EGİTİM - ÖGRETİM YILI
I. DÖNEM ERTELENEN FİNAL SINAV PROGRAMI


2 ŞUBAT SALI GENEL MUHASEBE 1 I 15:00
İDARE HUKUKU II 16:00
MALİYET MUHASEBESİ III 17:00
EKONOMETRİ IV 18:00

3 ŞUBAT ÇARŞAMBA MALİYEYE GİRİŞ I 09:00 16:00
ENVANTER BİLANÇO II 10:00 17:00
KAMU KESİMİ EKONOMİSİ 1 III 11:00 18:00
ÖRGÜTLERDE MALİ DENETİM IV 12:00 19:00

4 ŞUBAT PERŞEMBE İŞLETMEYE GİRİŞ I 09:00 16:00
ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ II 10:00 17:00
YABANCI DİL (İNG. ALMANCA) I 11:00 18:00

25 Ocak 2010 Pazartesi



Yoğun kar yağışı nedeniyle 25 Ocak 2010 Pazartesi Günü İkinci Eğitim final sınavları dahil olmak üzere, 26-27 Ocak 2010 tarihlerinde Marmara Üniversitesi'nde eğitim-öğretime ara verilmiştir.

Bu tarihlerde yapılması öngörülen final sınavları ileride ilan edilecek tarihlerde yapılacaktır.

Marmara Üniversitesi Rektörlüğü

22 Ocak 2010 Cuma

Haiti’ye araba bağışlamak



“Bir elinin yaptığı yardımı diğer elin görmesin,” dermiş eskiler. Hem yardım alanı utandırmamayı, hem de zor durumda olanlara yardım ederek gösteriş yapılmamasını isterlermiş. Artık öyle bir devirde yaşıyoruz ki, 10 lira yardım ettiğimizde bunu 100 lira olarak lanse ediyor, herkesin duymasını istiyoruz. Her fırsatta söylüyoruz. Kişisel reklamların en büyük temel taşlarından biri oldu bu tip gösterişler.

En iyi arabaya binelim, en şık evlerde oturalım, en güzel yerlerde tatil yapalım; yapıyoruz da, bununla sorunum yok. Ama yaptığımız her iyiliği dünyaya ilan etmeyelim, bazen gerçekten sinir bozucu oluyor.

Bir yandan da düşünüyorum, yaşadığımız dünya bizden bunu istiyor. 1o milyar dolarlık servetinin dokuz milyarını sessizce bağışlayan bir adam halkın gözünde “pis liboş, halk düşmanı” olurken, 10 milyar dolarlık servetinden bir milyonu bağışlarken reklam yapan bir adam “yardımsever, hayırsever, halkın gözbebeği” oluyor.

O nedenle artık oyunlar bu kurala göre oynanıyor. Bazı insanların acıları, diğer insanlara reklam kampanyası oluveriyor. Bu kuralın son örneklerini Haiti depreminde yaşadık.

Karayipler’in en şanssız ülkesi Haiti, HAARP kokusu aldığım bir depremle yerle bir oldu. Orada can pazarı yaşanırken, “modern” ülkelerdeki firmalar, “sosyal sorumluluk” ihtiyaçlarını hatırlayıverdiler. Kızılhaç’tan, Kızılay’dan çok özel şirketler yardım etti, reklamlar gırla gitti. Bir kargo şirketi hakkında “25 kg’nin altındaki paketleri Haiti’ye ücretsiz taşıdıklarına dair” asılsız e-postalar dolaştı internette, sonra firmadan açıklama geldi. “Biz zaten Haiti’ye 1 milyon dolarlık yardım yaptık, ücretsiz kargo falan taşımıyoruz,” dendi; yapılan yardım vurgulandı. E-postayı kimin piyasaya sürdüğü elbette bulunamadı.

Geçtiğimiz Pazar günü de Golden Globe 2010 ödülleri vardı. Martin Scorsese’den Sandra Bullock’a kadar birçok ismin ödül almak üzere toplandığı törende dikkatimi çeken Chrysler oldu. Kırmızı halıya park edilmiş lüks sedan Chrysler 300C, firmanın CEO’su Olivier Francois tarafından bağışlanmıştı.

Sinema çevresinden, aralarında Morgan Freeman, Sandra Bullock, Samuel L. Jackson gibi oyuncuların da bulunduğu 300 farklı isim, o gece kırmızı halının 300C’sini imzaladılar.

Sanatçılar tarafından imzalanan Chrysler 300C, haftaya açık artırmaya çıkacak ve geliri, Haiti’ye gönderilmek üzere Kızılhaç’a bağışlanacak.


Yapılan işe kötü demiyorum, diyemem. Devir bunu gerektiriyor. Bağışlandığı için bedeli vergiden düşülen 300C belki Haiti’de acı çeken birkaç kişinin göz yaşlarını dindirecek, Chrysler için de başarılı bir imaj çalışması olacak. Yapılanın yardımdan çok reklam olması modern çağın insanının ihtiyaç duyduğu bir şey oldu artık.

O insanların hüznünü paylaşıp sessizce yardım edemezsiniz. Chrysler yardımı sadece bir örnek. Açık artırmalarla, balolarla, danslarla yardım ediyoruz, müziğe 30 saniye ara verip “Haiti’nin acısını paylaşıyoruz,” dedikten sonra dansa devam ediyoruz. Oradaki insanlar ağlamaya devam etse de, biz reklamımızı en dokunaklısından yaparak marka imajımızı yükseklere taşıyoruz.

Madem kurallar böyle, demek ki oyunu kuralına göre oynamak gerekiyor.

İroni yapmıyorum; ne Chrysler’ı, ne de Golden Globe organizasyonunu eleştirmeye kesinlikle hakkımız yok. Haiti depreminin ertesi günü dünya basını nasıl yardım edebileceğini tartışırken Türkiye havai fişekler patlatarak İstanbul’un kültür başkenti olmasını kutluyordu. Ve adım gibi eminim ki, o kutlamayı yapanların da İstanbul’un kültürüne olan ilgileri, Haiti’deki depreme olan ilgilerinden farklı değildi.

Her şeye rağmen, Haiti adına teşekkürler Chrysler

http://www.pitcafe.com/
http://www.delininkuyusu.com/

19 Ocak 2010 Salı

Prof. Dr. Reha Oğuz Türkkan toprağa verildi



Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyesi, ''sürekli basın kartı'' ve 1997 Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü sahibi Reha Oğuz Türkkan, İstanbul'da toprağa verildi.



İstanbul'da dün 90 yaşında vefat eden Türkkan için, Altunizade'deki Marmara Üniversitesi İlahiyat Vakfı Camisi'nde tören düzenlendi.

Törende, Türkkan'ın eşi Ece, çocukları Alp ve Turgut Türkkan, taziyeleri kabul etti.

Cenaze törenine, TBMM Başkanvekili Meral Akşener, Yurt Partisi Genel Başkanı Sadettin Tantan, AK Parti Ordu Milletvekili Hilmi Güler, eski milletvekilleri Nazif Okumuş, Celal Adan ve Nevzat Yalçıntaş, MHP İstanbul İl Başkanı İhsan Barutçu, Üsküdar Belediye Başkanı Mustafa Kara ile Türkkan'ın ailesi, yakınları, gazeteciler ve vatandaşlar katıldı.

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de çelenk gönderdi.

Türkan'ın ardından duygularını dile getiren Nevzat Yalçıntaş, ''Ömrünü Türk milletine adamış, idealist bir fikir adamıydı. Bizler onun çıkardığı dergilerle milliyetçi duyguları öğrendik'' dedi.

Hilmi Güler ''Türk dünyası çok önemli bir değerini kaybetti. Herkesin başı sağ olsun'' diyerek duygularını dile getirirken, Reha Oğuz Türkkan'ın kardeşi Atilla Türkkan da ''Çok kıymetli bir insanı kaybettik. Devamlı yazıyordu. Son olarak hatıralarını kaleme almıştı. Hepimiz onu arayacağız'' diye konuştu.

Camide öğle namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Türkkan'ın Türk bayrağına sarılı tabutu bir süre eller üzerinde taşındı. Türkkan'ın tabutu daha sonra konulduğu cenaze aracı ile götürüldüğü Zincirlikuyu Mezarlığı'nda defnedildi.

-TÜRKKAN'IN GEÇMİŞİ-

1920 yılında İstanbul'da doğan Türkkan, St. Joseph, Galatasaray, Kabataş liselerinde okudu, Hukuk Fakültesini bitirdikten sonra Sorbonne ve Columbia Üniversitelerinde eğitim gördü.

Yurt içi ve yurt dışında çeşitli Üniversitelerde öğretim üyeliği yapan Prof. Dr. Türkkan ''Sorularla Programlı Öğrenim'' metodunun üç kurucusundan biri olarak ''Who's Who'' ansiklopedisinde yer aldı. ABD hükümeti tarafından 4 eyaletin eğitim planlaması ve açık üniversitenin kuruluşunda eğitim teknolojisi danışmanı olarak görevlendirildi.

Türkkan, 1938-1944 yılları arasında Türkçülük faaliyetlerine katıldı, dergi ve kitaplar yayımladı. Cumhuriyet, La Republiqe, Tasvir, Tercüman, Türkiye, Milliyet, Adalet ve Türkeli gazeteleri ile Human Values, Reader's Digest, Kıvılcımlar, Türk Yurdu, Türk Edebiyatı, Hisar, Milli Kültür, Türk Kültürü, Türk Dünya Araştırmaları, Ergenekon, Bozkurt, Gökbörü, Türk 2000 Postası Yeni Forum ve Yeni Türkiye dergilerinde çok sayıda makale, dizi ve araştırması yayınlandı. Pek çok seminere katıldı.

Türkçe, Fransızca ve İngilizce olarak yayımlanmış 37 kitapla 9 film ve 3 TV senaryosu yazdı. Senaryolarından ''Too Early For Death (Ölüm İçin Çok Erken)'' Amerika'da NBC'de, Türk mizahı hakkındaki ''Rions Ensemble (Beraber Gülelim)'' MIP Cannes'de gösterildi. Uyuşturucudan kurtulanların hikayesi olan ''To Be Born Again (Yeniden Doğmak)'' ABD'de ''Human Values'' vakfınca değerlendirildi.

17 Ocak 2010 Pazar

Nejat Uygurun Vefat Ettiği Haberleri Yalan Çıktı Usta Oyuncunun Hayatta Olduğunu Haber Vermekten Mutluluk Duyuyorum



HABER AKTÜEL - Pazar sabahı erken saatlerde bazı sitelere düşen haber, Nejat Uygur severlere büyük üzüntü yarattı. Habere göre usta oyuncu Nejat Uygur, hayata gözlerini yummuştu. Ancak haber doğru çıkmadı. İnternet sitelerine düşen vefat haberi, haberin kaynağınca doğrulanmadı.

Nejat Uygur'un hayatta olduğunu haber vermekten mutluluk duyuyoruz.

16 Ocak 2010 Cumartesi



GÖSTERGE
· Bu yıl yüzde 6'lık büyüme hayal değil
· "PegasusCep daha ucuza uçuracak"
· 5084 tartışmasını doğu illeri kazandı
· İTB, İTO'ya karşı kişilik savaşı açtı
· Girişimcilere hayat öpücüğü veren yarışmalar
· 2009'da 85 milyon kişi havada uçtu
· Garanti bu yıl 5 bin kadın girişimci arıyor
· Katarlı Almana iki yeni markayla büyüyecek
· Global KOBİ Platformu Erzincan'da buluştu

TEKNOLOJİ
· Tüketici avlayan son teknoloji ürünleri

KULİS
· İki komşu işadamı evlerini konsolosluk merkezi yaptı
· Serdar İnan, Osmanlı motifli projesini yaşama geçiriyor
· TGSD'nin yeni başkanı Cem Negrin olacak
· Firuzhan Kanatlı CEO'luğu sevdi
· Perakendeciler yurt dışına odaklandı

PAZARLAMA İLETİŞİMİ
· Animasyon içi iletişime de girdi
· "Hastanemetre" esprisiyle fark yarattılar

GİRİŞİM
· Kuruyemişte bayilik fırsatı
· Üniversiteliler yenilenebilir enerji üretecek!
· Devler yerli tedarikçilerini bu fuarda arayacak
· TÜGİK'te iki aday başkanlık için yarışacak
· Vergide Gündem

THE BANKER
· Ulusal borçların temizlenmesi
· Dünyayı kurtaracak 10 inovasyon
· Bankalar "Expat" avında
· Hükümeti mali sistemin dışına çıkarmak
· Banot



BORSA
· Takaslar
· Borsaya elektrik verecek şirketler
· Borsa şirketleriyle ilgili son tahminler
· Ekonomist endeks
· VOB Analiz
· Beklenti İMKB-30
· Teknik Analiz
· Neden düştü, niçin yükseldi?
· Yatırımcıya özel Anadolu Efes, GÜbretaş, TAV, Global Yatırım Holding
· Borsa koridorları
· Şirketlerin Karnesi
· 3 yabancı kurumun borsa analizi

çok keyifli bir buluştrendinde sonu...

15 Ocak 2010 Cuma

Titanic in rekoruna adım adım yaklaşıyor



Filmin hikâyesi 22. yüzyılda, Pandora adlı bir uyduda geçer. Bir gaz devinin yörüngesinde dönen Pandora, 3 metre uzunluğunda, mavi insansı görünümlü, kabile kültürünü benimsemiş, saldırıya uğramadıkları sürece barışçıl olan Na'vi halkına ev sahipliği yapmaktadır. İnsanlar, Pandora'nın havasını soluyamadıkları için, akıl bağlantısı aracılığıyla kontrol edilebilen insan ve Na'vi karışımı Avatarlar üretirler. Felç olan Deniz Piyadeleri mensubu Jake Sully (Sam Worthington), bir Avatar olarak Pandora'da yaşamaya gönüllü olur. Bir Na'vi prensesine aşık olan Sully, kendisini Pandora'yı gün geçtikçe tüketen insan ordusu ile Na'vi halkının arasındaki çatışmanın ortasında bulur...



Bir yönetmen düşünün… Her filmiyle olay yaratan, Hollywood’da çalışmasına rağmen filmleri kült olan, kullandığı teknolojiler taklit edilemeyen, bilimkurgu denildiği zaman akla ik gelen isim. Ve bir film düşünün… 11 yılda hayata geçen, izleyenlere daha önce yaşamadıkları bir deneyim yaşatan, yüzde 60’ı dijital görüntülerden oluşan ve sinema tarihinde devrim yaratacağı iddiasıyla gösterime giren bir film…

''Sinema tarihine bakarsanız, iki müthiş devrim görürsünüz; ses ve renk. ‘Avatar’ ile üçüncü büyük devrim yapılıyor…’’ (Jeffrey Katzenberg, Dreamworks)

James Cameron’ın ‘Titanik’ten 12 yıl sonra çektiği, son yılların en büyük sinema olayı kabul edilen film...

13 Ocak 2010 Çarşamba

FUNFONDÜ



Çikolatanın büyüsüne kapılan en ünlü kahramanların, Hansel ve Gratel'in çikolata ve şekerden yapılmış evini hayal edin. İçinden dünyanın en güzel çikolatalarının aktığı bir masal evi...
Gözlerinizi kapatın ve bu çikolataların en taze meyvelerle buluştuğu dayanılmaz lezzetler düşünün, gözünüzü açtığınızda kendinizi Funfondü'de bulacaksınız...
Eğlenceli bir deneyimin adresi olan Funfondü, dört farklı çeşit çikolatasıyla, yepyeni lezzetlerin kapısını aralıyor. Sadece Funfondüde görebileceğiniz özel çikolata değirmenlerinde lezzetine lezzet katarak akışkanlığını koruyan çikolata, günlük meyvelerin vitaminleriyle sizler için buluşacak.




Cup FondüFunfondü cup'ının içine bol vitaminli egzotik ve tropik meyvelerden sevdikleriniz koyulur, üzerine tercih ettiğiniz leziz Belçika çikolatası dökülür ve siz afiyetle yersiniz.
Faydaları:
Mutluluk verir, Kolay yenir, bol vitaminlidir...

Şiş FondüFunfondü şişine, bol vitaminli egzotik ve tropik meyvelerden sevdikleriniz dizilir, üzeri tercih ettiğiniz leziz Belçika çikolatası ile kaplanır, biraz dondurucuda bekletilir ve siz afiyetle yersiniz.
Faydaları:
Mutluluk verir, eğlencelidir, bol vitaminlidir...

Marmara Maliye Sınav Takvimi



19.Oca Mikro İktisat 17:00 İktisat 16:00
20.Oca Bilgisayar 17:00
21.Oca İşletme Yönetimi 17:00
22.Oca Medeni Hukuk 17:00 matematik 16:00
25.Oca İdare hukuku 17:00
26.Oca Envanter Bilanço 17:00
27.Oca Araştırma Yöntemleri 17:00
29.Oca Maliye Teorisi 17:00 sosyoloji 16:00
01.Şub Hukuk 16:00

12 Ocak 2010 Salı

cumartesi astoria'dayım



Cumartesi öğleden sonralarını hem sosyal, hem keyifli hem de verimli geçirmek isteyen Geliştrend okurları bu Cumartesi öğleden sonra 15.00 de Esentepe’deki Astoria Alışveriş Merkezi’nde, Caffè Nero’da buluşacak.
Motivasyonunuz yüksek, çünkü eksikliğini duyduğunu şeyin bu yazıda olduğunu düşünüyorsunuz ve özgüveniniz gelince her şey çok daha kolay olacak öyle değil mi? Yalnız değilsiniz, özgüveni kazanılacak bir güç olarak görmek çok yaygındır ve hepimiz hayatımız boyunca bizi daha güçlü yapacağını vaad eden şeylerin peşinden koşarız. Daha güzel bir araba, güzel bir eş, saygın bir aile, başarılı çocuklar, gösterişli bir ev…





Şimdi lütfen peşinden koştuğunuz tüm bu şeylerden özgüveni ayırın. Çünkü O, sizi daha güçlü yapmayacak, zayıflıklarınızı güçlendirmeyecek, eksiklerinizi kapatmayacak. Özgüven sahibi olmanız yalnızca; hakikatte eksik, zayıf ya da ihtiyaç içinde olmadığınızı anlamanızı sağlar.

Çünkü hiç birimiz zayıf ya da içinde bulunduğumuz durumdan ötürü utanması gereken bireyler değiliz. Birileri bunun farkında, birileri etrafına bakarak anlamaya çalışıyor, birileri söylense de anlamıyor. Eğer öncelikle bu gerçeği kabullenmezseniz denediğiniz diğer yöntemler gibi bu yazı da işe yaramayacak. Nihayetinde başarılı olmak sizi daha özgüvenli yapmaz ama özgüvenli olan birinin kafasına koyduğu bir konuda başarısız olması gerekli şartlar sağlandığı takdirde imkansızdır.

Özgüven girişimci bir iş adamını en zor koşullarda bile ayakta tutan bel kemiğidir ve bu özelliği ile temel değerdir. Ancak dürüstlük, adalet gibi etik değerlerin yanında ismi pek anılmaz. Ne yazık ki bu temel değerin öneminin anlaşılamaması, diğer değerlerin taşınmasını da tehlikeye sokar. Özellikle güvensizlik ortamında yetişen ailelerin çocukları, okul çağından başlayıp iş hayatına atıldıkları zaman da dahil olmak üzerei sosyal adaptasyon sorunları ile boğuşur ve can sıkıcı hikayelere sahip olarak büyürler. Böylece çok büyük bir ruhsal açlık içinde oldukları için başkaları ile olan ilişkilerinde sevgi, saygı, adalet, sadakat gibi değerleri işlerine gelmediğinde kolayca göz ardı edebilirler. Çünkü bütün yaşamları biraz daha değerli ve yeterli hissetmek üzerine kuruludur. İş hayatında böyle bir çalışanın size nelere mal olabileceğini bir düşünsenize!

Sevgiler,
Nurdan Gencel

9 Ocak 2010 Cumartesi

Cahillikler Kitabı !!!



Bildiğinizi düşündüğünüz her şey…Bu kitap,yaygın kanılarla ilgili yanlış bilgilerimiz ve yanlış anlamalarımızın kapsamlı bir listesini sunuyor.Cahillikler kitabı, filozofların, bilimcilerin ve sokakta ki insanların tarihin büyük bölümünde cevabını aradıkları bir soruya ışık tutuyor; Hakikat nedir; zırva nedir ? Thomas Edison herhangi bir şey hakkında yüzde birin milyonda birinden daha az şey bildiğimizi söylüyordu.Mark Twain sadece matematikte uzmanlaşmak için sekiz milyon yıl gerektiğini düşünüyordu.Cahillikler Kitabı da bilinecek ne varsa bildiklerini düşünenlere, ‘her şey bu metinde açıklanmıştır, bilmeniz gereken başka hiçbir şey yok’ diyenlere meydan okuyor.Siz hala ika tane burun deliğimiz olduğunu, Dünyanın tek bir uydusunun bulunduğunu, beş duyumuzun olduğunu,suyun renksiz olduğun, Amerika’nın adını Amerigo Vespucci’den geldiğini ya da 36 Osmanlı padişahı olduğunu düşünüyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız.

8 Ocak 2010 Cuma

YAKIN AKTİVİTELER



<strong><strong>Çalışma Yaşamı ve Medya

Üniversite :
Marmara Üniversitesi
Yer :
Anadolu Hisarı Kampüsü BESYO Konferans Salonu/Beykoz
Başlangıç :
11/01/2010 Pzt 14:00
Bitiş :
11/01/2010 Pzt 16:00


Ülkemizdeki çalışma hayatının medyaya aktarımı konusunda düzenlediğimiz panelimizde gazeteci-yazar Yasemin Arpa ve Dr.Atilla Özsever konuşmacı olarak yer alacaklardır.

İŞTE BEN BUNLARA İNOVASYON DERİM !!!

bilboardlar üzerine kuş yemi dökerek farklaşan FRİSKİES MA


LEZZET BAĞININ YÜKSELİŞİ


Kapıya baktığınız da karşınızda pizzacı çocuk logosu :))



"Yenilik" ve ofis mobilyası denince akla ilk olarak Herman Miller'ın Aeron Chair'ı gelir.




İSO İNOVASYON ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU



-İstanbul Sanayi Odası(İSO) tarafından, Türkiye`de inovasyon altyapısının geliştirilmesi ve inovasyon bilincinin yaygınlaşması için bu yıl ilk kez verilen `İSO İnovasyon Ödülleri` sahiplerini buldu.


İSTANBUL (ANKA) - İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından, Türkiye`de inovasyon altyapısının geliştirilmesi ve inovasyon bilincinin yaygınlaşması için bu yıl ilk kez verilen `İSO İnovasyon Ödülleri` sahiplerini buldu.


WOW Kongre Merkezi`nde dün akşam düzenlenen törenle verilen İSO İnovasyon ödülleri İSO Yönetim Kurulu Başkanı Tanıl Küçük ve İSO Meclis Başkanı Erdal Bahçıvan tarafından takdim edildi.


Ödül töreninde, İstanbul Sanayi Odası`nın (İSO) İnovasyon Büyük Ödülü`nu, Dizayn Teknik Plastik Boru ve Elemanları Sanayi ve Ticaret A.Ş. aldı. `Bilgi` kategorisinde İSO İnovasyon Ödülü`nü Teknodrom Robotik ve Otomasyon A.Ş kazandı. `İnsan kaynakları` kategorisinde İSO İnovasyon Ödülü`nü Kartek Kart ve Bilişim Teknolojileri alırken, `Stratejik planlama`da ödüle İston Beton Elemanları ve Hazır Beton Fabrikaları layık görüldü. `Süreç Yönetimi`nde Yiğit Akü Mazemeleri ödül alırken, `İş sonuçları`nda İSO İnovasyon Ödülü`nü kazanan firma İpek Kağıt oldu. `Jüri Özel Ödülü`ne ise Altıparmak Gıda layık görüldü. İSO İnovasyon Büyük Ödülü`nü kazanan firma Dizayn Teknik Plastik Boru ve Elemanları A.Ş oldu. İSO Büyük Ödülü`nü, Dizayn Grup Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Mirmahmutoğulları aldı. Ödül töreninde konuşan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Küçük, ödüllerin inovasyona verilen önemi ortaya koyduğunu söyledi. Bu yıl ilk kez farklı kategorilerde düzenlenen İSO İnovasyon Ödülleri için farklı sektörlerden 41 sanayi kuruluşunun başvuruda bulunduğunu açıklayan Küçük, bu firmalardan sadece 17`sinin finale kaldığını bildirdi. Küçük, ödül töreninin sonraki yıllarda da sürdürüleceğini söyledi.


DİZAYN GRUP, BEYİN GÖÇÜNE KARŞI BEYİN GÜCÜNÜ DESTEKLİYOR…
Ülkemizin beyin gücünü gelişmiş ülkelere transfer ettiği bilinen bir gerçek. Ülkeleri ve firmaları ancak üretken ve sevdalı insanlar güçlü kılabilir. Eğer, iyi yetişmiş insan kaynağımız ülkemizde üretken hale dönüştürülemiyorsa ya bir başka ülkeyi kalkındırma mücadelesi veriyordur ya da kendi ülkesinde sahipsiz, desteksiz ve ümitsiz olarak, an be an tüm melekeleri zaafa uğrayarak yaşamını devam ettiriyordur.
İşte Dizayn Grup, bu çok önemli açmazımıza küçük bir miktar da olsa, çözüm geliştirmek adına “Beyin Göçüne Karşı Beyin Gücünü Teşvik Ediyoruz” isimli kampanyasının beşincisini başlatmanın mutluluğunu yaşıyor.

İlk dört kampanyada olduğu gibi, bu kampanyada da, proje, buluş ve yeni fikirleri desteklediklerini belirten İbrahim Mirmahmutoğulları; “Fikrine Güvenen Gelsin” kampanyamızı başlatıyoruz dedi. Sadece teknolojisini kendisi geliştiren ülkelerin bağımsız olabileceğini ifade eden Mirmahmutoğulları, “Milletimizin sonsuza kadar bağımsız olabilmesi için, her bir kurum, her bir birey teknoloji geliştirmeyi dert edinmelidir” dedi.
Yenilenebilir Enerji, Bölgesel Isıtma ve Soğutma, Akışkanların Ekonomik Olarak Transferi, Absorbsiyonlu Soğutma, Plastik Ekstrüzyon Teknikleri, Plastik Birleştirme Yöntemleri ile Sıcaklık ve Basınca Dayanıklı Kompozit Boru Çeşitleri konularında gerçekleştirilen kampanya katılan projeler, konularında uzman, seçkin üniversite öğretim üyeleri ve Dizayn Grup Teknik Kadrosu tarafından değerlendirilecek.

4 Ocak 2010 Pazartesi

Sende katıl sende fark yarat !!!



5 Ocak salı istanbul Ticaret Üniversitesi Büyük Konferans Salonu'unda CV'ni nasıl farklılaştırabilirsin? -Kurumsal firmalara girmek için ne yapmak gerekir?


-20 li yaşlarda nasıl girişimci olunur? Katılımcılara Seretifika Verilecektir(Ücretsizdir) Konuşmacılar; -Nurettin Özdoğan (Kariyergenç.com ve Rezarfon.com Kurucu Ortağı) -Samet Ensar SARI(Dekatlon Buzz CEO) -Mesut Karakaş (Dekatlon Buzz Kurucu Ortağı) -Vadi Efe (Ortak kantin.com Kurucu Ortağı Kariyerinde bir adım öne geçmek istiyorsan Sende Gel!!! (başka üniversitelerden katılım serbesttir)

3 Ocak 2010 Pazar

davetlerinizi bekliyorum !!!

Ömer ekincinin başarı hikayesi hedeflerimi değiştirdi Ömer ekinciye teşekkür ederim



20’li yaşlarında kendi işlerini kurmaya başlayan genç girişimciler bir kulüpte birleşti. 21 üyeli Young CEO Club’da birbirinden farklı sektörler temsil ediliyor. Kulüp üyeleri kendi aralarında iş paslaşması yapıyor, gerektiğinde ofislerini kullanıyorlar. Kısaca birbirlerine destek oluyorlar. Young CEO Club’ın en önemli amaçlarından biri de üniversite öğrencilerine, geleceğin girişimcilerine destek olmak.

Young CEO Club 2009 yılının Mart ayında kulüp, kurucusu Ömer Nart’ın, çevresindeki birkaç girişimciyi bir araya getiremesiyle oluşmuş. Daha sonra kulübe gelenler tanıdıkları genç CEO’ları çağırarak kulübü genişletmişler. Üyelerden Nurettin Özdoğan birşeyler üretmeye çalışan gençler olduklarını ve bu yüzden de birbirlerini çok yakından tanıdıklarını söylüyor: "Yüz yüze tanışmasak da çalışmaları internetten takip ediyorduk. Ortak arkadaşlar sayesinde kulüp büyüdü. Aynı zorluklardan, aşamalardan geçtiğimiz için bir araya geldiğimizde birbirimizi tanıyor gibiydik." Aralarındaki dayanışmanın çok iyi düzeyde olduğunu belirten Young CEO Club Başkanı Ömer Nart birbirlerinin ofislerini kullandıklarını, iş paslaşmaları yaptıklarını söylüyor. Zaten bunlar da kulübün kuruluşunun amaçları arasında yer alıyormuş. Kulübü oluşturan genç CEO’lar farklı sektörlerden geliyor. Teknoloji, gıda, turizm... "Başkası yapacağına bizim grubumuzdan biri yapsın ve o para kazansın" diyerek birlikte çalışan kulüp üyeleri Young CEO Club çatısı altında birileriyle tanışmanın daha kolay olduğunu söylüyorlar.

Bu oluşumun bir sivil toplum hareketi olduğunu belirten Nart, farklı platformlarda girişimciliği anlattıklarını söylüyor: "Sosyal sorumluluğumuzu göstermek için para veremeyiz, şu aşamada bizim de kaynağa ihtiyacımız var. Biz da üniversitelerde paneller yapıyoruz. 35 yaşında biri üniversiteye gidip birşeyler yaptığını söylediği zaman, öğrenci, 35 yaşıma geldiğimde ben de birşeyler yapmış olurum diye düşünüyor. Ama ’Arkadaşlar alttan 6 tane dersim var’ diyerek konuşmaya başladığımda -ki bu gerçek-, o zaman kendisine daha yakın hissediyor. Bu adam yapmışsa ben de yapabilirim diye düşünüyor."

En büyükleri 26 yaşında

Kulüp eylül ayında ’CEO Talks’ etkinlikleri başlamış. Bu toplantılarda büyük patronlardan kendilerine tecrübe aktarımı amaçlanmış. Bir de Young CEO Talks etkinliği var. Üniversitelerde yaptıkları panellere Young CEO Talks adı veriyorlar ve gençlere know-how aktarımında bulunuyorlar. İşsizlik oranı gençler arasında yüzde 21’den yüzde 28’e yükseldi diyen Nart, istihdam oluşturan bir gençlik organizasyonu olduklarını söylüyor. Nart, 17 yıl boyunca hep teori öğreniyoruz diyor. "Pratik hemen hemen hiç yok gibi. Girişimci aileye sahip değilsek o cesaret de olmuyor. Büyüklerimizden olabildiğince bilgi paylaşımı alabilmek ve gençlere girişimcilik konusunda cesaret vermek için çalışıyoruz." Şu anda kulübün en küçük üyesi 1986 doğumlu, en büyüğü de 1983’lü. Hepsi 20’li yaşlarda. Vurguladıkları nokta da bu yaşlar. 10 sene sonra 30’larına geldiklerinde yerlerini başka genç CEO’lara bırakacaklarını söyleyen üyeler çalışmalarına mentor olarak devam edeceklerini belirtiyorlar.

Unvanlar çok önemli

Üyelerden Ömer Ekinci Türkiye’de unvanların çok önemli olduğunu söylüyor. "CEO olmak kolay değil, kartvizitine her CEO yazan CEO değil ama ilgi görmesi için böyle unvanlar gerekiyor. Öğrencilerin çoğu girişimciliğin ne olduğunu bilmiyor. Anadolu’da birçok öğrencinin KPSS’den başka umudu yok." Bütün üyelerin toplamda 400-450’ye yakın istihdam barındırdıklarını belirten Ekinci Türkiye’de girişimci olmanın çok kolay olmadığını söylüyor: "Genç bir çocuk idealist bir şekilde onu bunu yapacağım dediğinde oğlum deli olma sınavlarına gir, devletin bir kurumuna yerleş, aman riske girme diyor aileler. Biz gençlerle bir plan yapıyoruz. Bir blog aç, mail adresi al, burada bilgi paylaş, kartvizit bastır, gittiğin her yerde önemli kişilere bunu dağıt diyoruz. Kartvizitin sana telefon olarak dönmesi 1 sene. Başlarda reklam, tanıtım yapamıyorsun, bu nedenle başlangıçlar çok zor dönemler oluyor."

Kadın girişimci yok

Kulüpteki herkes erkek. 20’li yaşlarda kadın girişimci olmadığını ya da kendilerine denk gelmediğini belirten üyeler bunun aslında Türkiye’nin sorunu olduğunu söylüyorlar. Türkiye’de 80 bin kadın girişimci olduğunu belirten Nihat İpekçi, bunların 40 bin tanesinin eş dost teşvikiyle birşeyler yapmaya çalıştığını vurguluyor. Ekinci ise bunun ataerkil bir toplum olmamızla ilgisi olduğunu söylüyor. "Ailede erkek çalışır mantığı var. Devlet aslında kadın girişimcilere 100 bin TL hibe desteği veriyor. Kadının da kendisine güvenmesi lazım. Erkeklerde evlendikten sonra girişimcilik azalıyor. Evde bakması gereken eşi çocuğu oluyor ve risk almak istemiyor. 20-30 yaş aralığında da sermaye yok, destek yok. Üniversiteden mezun olan biri önce aileye çarpıyor, aileyi geçti diyelim sermayeye çarpıyor, sermayeyi geçtiğinde şirketi kurup tutturmaya çalışıyor. Bunlardan bir tanesi ters gitse ben bir şirkete gireyim çalışayım, para biriktireyim diyor."

15 bin lira batırdım

Ömer Nart’ın ilk girişimi bir dergi projesiymiş. Kuşe kağıda 350 sayfalık bir dergi yapmışlar. 2 sayı çıkarmışlar ve 15 bin lira para batırılmış. Bu olaydan sonra da daha kar odaklı şeyler yapması gerektiğini anlamış. Ömer Ekinci ise mecburi girişimci. Üniversiteyle birlikte iş hayatına atılan Ekinci mutlaka kurumsal şirket deneyimin gerektiğine inanıyor. "Oradaki disiplin, burun sürtünmesi yaşanmazsa sonrasında çok büyük problemler çıkar." Ekinci, babasının ürettiği araç yazıcılarını satıyormuş. O dönemlerde satış beceresinin ve çevresinin olmadığını söyleyen Ekinci, başlarda 35 metrekarelik bir ofiste müşteri aradığını, şimdi ise 40 kişiye istihdam sağladığını belirtiyor: "Sekreterimiz yoktu, telefon ettiklerinde önce sekreter gibi konuşuyordum sonra sesimi değiştiriyordum. Aynı şekilde teslimatı da kendim yapıyordum, ürünü teslim ettiğimde Ömer Bey’in selamı var diyerek kartımı takdim ediyordum." Sadık Kocabaşa ise 4 yaşındayken ekmek satmaya başlamış. Yazlık evlerinin yakınlarında fırın yokmuş, bu nedenle fırına karton kutuyla giderek ekmekleri toplu olarak alıyormuş. Daha sonra da üstüne kar payı koyarak yazlıklarının çevresindeki evlere ekmekleri satıyormuş. Nihat İpekçi ise marangozcu bir aileden geliyormuş. Dede, baba, amcalar, abi herkes marangozmuş. Ailesi İpekçi’yi de marangoz yapmak istemiş ve atölyeye göndermiş. İpekçi çeşitli sakarlıklar yaparak kendini kovdurmuş ve yapmak istediği işle ilgilenmeye başlamış, tasarımcı olmuş.

Para en son iş

Kulüp üyelerinin geleceğin genç ceo’larına öğütleri ise şöyle: "Akıllarında birşey varsa yapacağım demesinler, -yor ekiyle konuştuğunuzda anı yaşarsınız ve harekete geçersiniz. Para en son iş, bundan kesinlikle eminiz. Proje ve çevre paradan daha güçlü. Çevre edindiğiniz zaman neyin nereden geldiği belli olmuyor." 2006 yılında New York’a gitmeseydim Young CEO Club olmayacaktı diyen Nart, orada biriyle tanıştığını ve buraya geldiklerinde o kişinin kendisini diğer girişimcilerle bir araya getirdiğini ve kulübün de böyle doğduğunu söylüyor.

Çoğu hálá öğrenci

18 kişilik Young CEO Club’ın 12 üyesi hala öğrenci. Üniversitede alttan 6 dersi olduğunu söyleyen Nart bu derslerden 4’ünün finallerine giremediği için kalmış. Zaman yönetildiğinde zor olmuyor diyen Nart 5 saat uyuduğunu belirtiyor. "19 saatinizi iyi değerlendirdiğinizde herşeyi yönetebiliyorsunuz. Pazar akşamından programınızı hazırladığınızda herşey düzgün işliyor."

Kulüpte kimler var?

Ömer Nart, Nihat İpekçi (Keops Medya), Nurettin Özdoğan (Kariyergenç) Samet Ensar Sarı (Dekatlon Buzz), Faruk Bilgin (avukat) Abdülkadir Karagöz (Chocnette), Bulut Bağcı (Genç Turizmciler), Mustafa Dağdeviren, Esat Aköz (Subway), Selim Çavuş (Waynat), Sadık Kocabaşa (Sunumax), Güçlü Gökozan (Buldumbuldum), Mesut Karakaş (Cube Ajans), Ramazan Kanmaz (Visconti), Hakan Korkmaz (Objektif TV), Ömer Üner (One Dergisi), Ömer Ekinci (Desnet Yazılım), Cemil Erol (Uniişbul), Ömer Cürgül (Verimor Telekom), Fatih Demir (tish-o), Mustafa Alpay (Cepkod)

EKONOMİST DERGİSİ 2O.YIL ÖZEL SAYISI




okumanızı tavsiye ederim özellikle: ünlü fütüristlerden yakın geleceğe ilişkin mesajları

DÜNYAYI DEĞİŞTİREN GÜÇ İNOVASYON



Marmara Üniversitesi'nin en yeni, en dinamik ve yenilikçi kulübü olan Değişim Yönetimi Kulübü'nün düzenleyeceği ve konunun uzmanı çok değerli katılımcıların ve daha birçok sürpriz dev şirket ve uzmanın konuk olacağı "Dünyayı değiştiren güç İnovasyon" semineri sizleri bekliyor.



Marmara Üniversitesi'nin en yeni, en dinamik ve yenilikçi kulübü olan Değişim Yönetimi Kulübü'nün düzenleyeceği ve Turkcell, Unilever, IBM, Henkel gibi Türkiye'nin ve dünyanın dev şirketlerinin; Uğur ÖZMEN (Bilgi Üniversitesi), Prof. Dr. Cengiz YILMAZ (Boğaziçi Üniversitesi), Zeki YÜKSEKBİLGİLİ (Arel Üniversitesi) gibi konunun uzmanı çok değerli katılımcıların ve daha birçok sürpriz dev şirket ve uzmanın konuk olacağı "Dünyayı değiştiren güç İNOVASYON" semineri sizleri bekliyor.




Marmara Üniversitesi Değişim Yönetimi Kulübü olarak, 7-8 Ocak 2010 tarihlerinde düzenleyeceğimiz, "Dünyayı değiştiren güç İNOVASYON" adlı organizasyonumuzun amacı; kulübümüzün öncelikle ilgi çektiği konulardan biri olan inovasyonu öğrencilere tanıtmak, dünyanın önde gelen şirketlerinin başarı sırrı olan bu kavramın şirketler için önemini, Türkiye’de ne ölçüde tanındığını ve ne kadar önem verildiğini öğrenmek. Gelecekte hangi boyutlara ulaşacağını, geleceğin dünyasını ve biz öğrencilerin bu konuya nasıl yaklaşması gerektiğini tespit etmek.Üniversite öğrencilerine inovasyona önem veren ar-ge çalışmaları yapan şirketlerin önemini benimsetmek.En önemlisi de inovasyonu bir yaşam tarzı haline getirmektir.

İki gün sürecek olan bu organizasyonumuzda program içeriği olarak üzerinde duracağımız konular; -İnovasyon Nedir? -Dünyadaki ve Türkiyedeki yeri nedir? -İnovasyonun aşamaları ve çeşitleri nelerdir? -Dünyada ve ülkemizde inovasyon çalışmaları yapan basarı ikonu şirketler ve bu çalışmaların şirketlere kazandırdıkları nelerdir? -Şirketlerin yürüttüğü AR-GE çalışmaları nelerdir? -Ülkemizin ve diğer ülkelern bu çalışmalara verdiği destekler nasıl ve ne ölçüdedir.

Peki neden İnovasyon? İnovasyon o kadar önemli bir konu oldu ki ülkelerin politikaları haline gelerek küresel kalkınmada bile etkili olmaya başladı. Bu kadar geniş bir kuram, eylem ve çıktı süreçlerini içine alan etkinliğin her ülkenin, her bilimsel araştırma alanının, her sanayi ünitesinin kendi özelliklerine göre oluşturması doğal bir beklenti oldu. Yani inovasyon duruma göre, yerel ve ulusal özelikleri olan bir etkinliktir. Ülkeler ulusal öncelliklerine göre kendi inovasyon stratejilerini çizmek zorunda. Bu ise pek kolay değil. İktidar, beyin gücü, üniversite, planlama, olanaklar, sanayi, teknoloji, endüstri ve piyasa gibi tüm elemanlar inovasyonun içinde yer alan parçalar. Neredeyse bir ülkenin bilim ve teknolojisinini tüm elemanlarını içine alması gereken inovasyon etkinliğinin yürüyebilmesi öncelikle toplumun her kesiminin olayı benimsemesi ve desteklemesi gerekiyor.Çünkü gelecekte varolunmak isteniyorsa veya mevcut başarının davem ettirilmesi amaçlanıyorsa, bunun en önemli yöntemlerinden bir tanesi inovasyon. Katılımcı profili olarak, İstanbul’dan ve İstanbul dışından üniversite öğrencileri, inovasyona ilgi duyan ve inovasyonu bir yaşam tarzı haline getirmek isteyen çeşitli kurum ve kuruluşlar bulunacaktır.

Katılım ücreti sadece 5 TL gibi cüzî bir miktardır. Seminere kayıtlar Marmara Üniversitesi Anadolu Hisarı Kampüsünde 4 Ocaktan etkinlik gününe kadar açılacak olan standlarda yapılabilir.

NOT: Seminerimiz seritfikalır ve herkese açıktır.
internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.